Türk Kahvesi Sergiye Konu Oldu

  • Yazının Tarihi: 26 Şubat 2015
  • Yazar: Kazım İşgüven
  • Bu yazı 38 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Topkapı Sarayı Has Ahırlar’daki törende konuşan Çelik, Türk kahvesinin, yalnızca yeme-içme kültürünün değil, sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladı.

Kökleri 16. yüzyıla dayanan Türk kahvesi kültürünün, kendine has pişirme tekniği ve sunumunun yanı sıra etrafında şekillenen gelenekleriyle de kültürün çok önemli bir parçası olduğunu dile getiren Çelik, kahvenin, Osmanlı döneminde hem sarayda hem de günlük yaşam içinde sosyo-kültürel bir olgu olarak ön planda yer aldığını aktardı. Çelik, özellikle saray yaşamında kahve ikramının, törensel bir hava içinde özenle yapıldığını, bu amaçla sarayda kahvecibaşılık teşkilatının ihdas edildiğini anlattı.

Bakan Çelik, “Örneğin vezirlere kahve ikram edilecek zamanlar ve bu merasimin nasıl yapılacağı teşrifata kaydedilmiştir” dedi.

Ramazan ve kurban bayramlarının son günlerinde saraya gelen önemli devlet adamlarının, rütbelerine göre Darüssaade Ağası’nın veya Silahtar Ağa’nın odalarında kahve ikramı yapıldıktan sonra huzur-u hümayuna kabul edildiklerini kaydeden Çelik, padişahın tahta çıkma törenlerinde, sultan Hırka-i Saadet Dairesi’ne girdiği vakit, hazır bulunan vezirlere, arslanhane denilen yerlerde kahve ve tatlı ikram edildiğini dile getirdi.

Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü sergi oldu

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, şu bilgileri verdi:

“Dolayısıyla kahve bir içecek olmanın ötesinde devlet hayatından, tefrişattan, gündelik hayata kadar büyük bir kültürel yapının merkezinde yer almaktadır. Günlük yaşam içerisinde de çok önemli yeri var. Kahvehaneler ve seyyar kahve ocaklarında hazırlanıp içilen kahve, her sınıftan insanın gündelik hayatında önemli bir yere sahip olmuştur. Kahve kültürünün yüzyıllarca yaşatıldığı sosyal mekanlar olan kahvehaneler, aynı zamanda gölge oyunu, meddahlık ve orta oyunu gibi geleneksel Türk temaşa sanatlarına da ev sahipliği yapmıştır.”

 

“KAHVE, OSMANLI SAYESİNDE YAYILMIŞTIR”

Bakan Çelik, kahvenin Yemen’den çıkıp, Batı’ya yayılmasının Osmanlı sayesinde olduğunu söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, Doğu ile Batı arasındaki ticaret yollarına hakim olmasının yanı sıra diplomatik ilişkilerde kahvenin Avrupalılar tarafından öğrenilmesini ve zevkle tüketilmesini sağladığını belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Örneğin Hoşbeş Nüktedan Süleyman Ağa, 1600’lü yılların ortasından sonlarına kadar yürüttüğü Paris Sefirliği sırasında götürdüğü kahveyi, Fransız kültürüne tanıtmıştır. Hatta kendisi dönerken Ermeni asıllı yardımcısı Paris’te kalıp kahvehane açmıştır. Bir başka çarpıcı örnek ise 1683 Viyana Kuşatması sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun kuşatmayı kaldırması sonucu bıraktığı 500 çuval kahveyle Viyana’daki ilk kahvehanelerin açılmasıdır. Bundan sonra Avrupa gerçek anlamda kahve kültürü ile tanışmıştır.”

 

“KAHVE KÜLTÜRÜ, KÜLTÜREL MİRAS LİSTESİNDE”

Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, Türk kahvesinin kültürel miras olarak değerini ve önemini yurtiçinde ve yurtdışında daha iyi anlatabilmek amacıyla 2013 yılında “Türk Kahvesi Kültürü ve Geleneğinin” UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınmasını sağladıklarını hatırlattı.

Böylece ilk defa bir içeceğin etrafında şekillenen kültür ve gelenekler kavramının bu çerçevede bahse konu listeye alındığını ifade eden Çelik, bu gelişmenin çok önemli bir örnek teşkil ettiğini ve pek çok ülkenin çeşitli içecekler etrafında şekillenen geleneklerini UNESCO’ya sunma yönünde çalışmalar başlattığını söyledi.

Kahvenin, dünyanın çeşitli yerlerindeki içecek ve etrafında şekillenen kültürün de somut olmayan temsili miras listesine alınmasının öncülüğünü yaptığını dile getiren Çelik, şunları aktardı:

“Medeniyetler beşiği Anadolumuzun kültürel çeşitliliği, insanlığın somut olmayan kültürel mirasına en değerli ve en zengin katkıyı yapmaktadır. Kültür politikalarımızın temel hedeflerinden birisi, bu mirasın sahiplenilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması, farklı kültürlerle diyalog ve etkileşim kanallarının açık tutularak, evrensel boyutlara taşınabilmesidir. Bu hedefin, somut olmayan kültürel miras ortak paydasında kültürler arası yakınlaşmayı, medeniyetler arası diyaloğu, bölgesel barış ve istikrarı beraberinde getireceğine inanıyoruz. Bizi biz yapan değerlerin ve yaşam biçimimizin en önemli tanıkları ve taşıyıcıları, somut olmayan kültürel mirasımızdır. Bu mirası korumak, sürdürülebilir kalkınmayı gözeterek kültürel üretime yatırım yapmayı, gelecek nesilleri kültür ve kimlik bilinci ile yetiştirmeyi, kültürün oluşumuna birey, grup ve toplulukların katkısını en üst seviyede ifade etmeyi gerektirmektedir.”

 

12 SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS LİSTEDE

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, kültürel mirasın bu hedefler doğrultusunda yeniden ele alındığında, tarih ve kültürel değerlerin daha iyi anlaşılacağını vurguladı.

Somut olmayan kültürel miras ögelerinin, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne alınmasına yönelik çalışmalarının devam edeceğini ifade eden Çelik, “Halihazırda söz konusu listede aralarında ebru sanatı, meddahlık geleneği, aşıklık, Alevi- Bektaşi semah ritüeli, halı dokuma, hamam geleneği gibi önemli kültürel değerlerimizin bulunduğu 12 somut olmayan kültürel miras ögemiz bu listeye alınmıştır” diye konuştu.

Türkiye’nin ayrıca 2014 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne taraf olan 161 ülke arasından seçilen 24 üyeli UNESCO Hükümetlerarası Komitesi’ne seçildiğini anımsatan Çelik, Türkiye’nin pozitif imajını geliştirerek, marka konumunu güçlendirmek ve turizm ürünlerinin çeşitliliğini vurgulamak amacıyla sürdürdükleri çalışmalarında gastronomi turizminin önemli bir yer tuttuğunu anlattı.

Bakanlık olarak Türk mutfağına yönelik tanıtıcı yayınların hazırlandığını, dünyanın en önemli dergilerin yemek yazarlarının Türkiye’de ağırlandığını, yabancı televizyonlarda Türk mutfağının temsilinin sağlandığını aktaran Çelik, bu kapsamda son bir  yıl içinde başta İstanbul, Gaziantep, Hatay, Alaçatı ve Muğla olmak üzere birçok yerde düzenlenen etkinliğe destek verdiklerini, festivallere yurtdışından misafirleri çağırarak, Türkiye’nin tanıtılmasına katkı sağladıklarını söyledi.

Türk kahvesini tanıtmak üzere yurtiçi ve yurtdışında yapılacak bütün faaliyetlere destek vereceklerini belirten Çelik, “Kültüre sahip çıkmak kuşkusuz devletin görevidir, fakat kültüre sahip çıkma konusunda vatandaşlarımız, sivil toplum kuruluşları, etki grupları, öncülük sağlarlarsa devlet arkadan gelirse, o kültürün yaşaması daha mümkün olacaktır, daha da kuvvetli olacaktır. Bu dernek ve faaliyetleri bunun için çok önemli örnek teşkil etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çelik, daha sonra Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Başkanı Merve Gürsel ve diğer konuklarla cezve çeşitleri, güğümler, mangallar, kahve değirmenleri, işlenmemiş kahve çekirdeklerinin yer aldığı “Bir taşım keyif-Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü” sergisinin açılışını gerçekleştirdi.

SERGİ HAKKINDA

Başta Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonları olmak üzere pek çok müze, özel müze, kütüphane ve koleksiyonlar eserlerinden oluşan “Bir taşım keyif-Türk kahvesinin 500 yıllık öyküsü” sergisi, kahvenin Osmanlı kültürü içinde oluşturduğu özgün seremoniyi ortaya çıkıyor.

Ana sponsorluğunu Şekerbank’ın yaptığı, küratörlüğünü Ersu Peki’in üstlendiği sergi, Topkapı Sarayı Müzesi Has Ahırlar’da 21 Şubat-15 Haziran tarihleri arasında ziyarete açık kalacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde açılacak sergi, bugüne kadar Türkiye’deki kahveyle ilgili açılan en kapsamlı sergi özelliğinde.

Çoğu ilk kez sergilenen eserlerle birlikte tarihi, kültürel ve sosyal ögelerin bir araya geldiği sergi, kahve bitkisinin botanik özellikleri, dünyadaki yayılımı ve pişirme teknikleriyle Osmanlı topraklarında yarattığı sosyal ortama, keyif ve ikram kültürüne, 16. yüzyıldan 20. yüzyıla tarihlenen eserler üzerinden tanıklık ediyor.

Bir Yorum Yazın

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi